21 Ocak 2010 Perşembe
19 Ocak 2010 Salı
15 Ocak 2010 Cuma
12 Ocak 2010 Salı
11 Ocak 2010 Pazartesi
ikoncan
teyzesinin fularını al tak boynuna..sen ne biliyosun onun öyle takılacağını..şımarık şey bir de çıkartıyoruz diye bozuluyor..
dedeyle de dans muhteşem..o kadar mutluydu ki kendisi..işte fotoğraflar
dün akşam dizimde sallamaya başladım unutmuşuz iyi geceler demyi kalktı babasına: ii ceeeleeee baba ..
diyecek söz bulamıyorum!!!
6 Ocak 2010 Çarşamba
2010 sıpası
telefonlar düşmüyor elinden
böyle dizlerimin arasında dinliyor beni bir şey anlatırken
yeni bir ortamda yada hoşlanmadığı bir şey varsa ifade hep böyle
annem koca gözlü kuzum benim
yeni bir ortamda yada hoşlanmadığı bir şey varsa ifade hep böyle
annem koca gözlü kuzum benim
fotoğraf makinam hala tamirde bu nedenle telefondan aktarabildiklerimi yayınlıyorum..iyice yemelik oldu bu hanım..
'hımmmah' sesi ile dudaklarını deytirip öpüyor canının istediklerini..canı istemiyorsa mümkün değil bir şey yaptırmak..tam bir akrep burcu oldu kendisi..sevmediği hoşlanmadığı ya da bir şekilde soğuk bulduğu kişilere hemen parmağı ile 'seni seni' yapıp kaşlarını çatıyor..zaten genel olarak kaşlar sürekli çatık (bak resim 3)
anneanneanne..arka arkaya isterse söyleyebiliyor artık..ha bide ii ce (iyi geceler) ben unutsam bile sallarken kalkıyor ve tek tek herkese iyi geceler diyor...
teletubbies delisi oldu çıldırıyor dvd izlerken..
canı isterse yiyiyor isterse içiyor ..hiç zorlamıyorum..400 cc süt içiyoruz gece 12 ve sabah 6'da..dün severek köfte yedi mesela yanında 6 incecik dilim parmak patates ve biraz ev makarnası..hepsini kendisi elleriyle yedi..bir elinde çatal ama çatal olmayan elle yiyiyoruz yemekleri:)
baba hala favorisi deli oluyor babasına..bir baba deyişi var benim içimin yağları eriyor babası ne hissediyor kim bilir..
saçları iyice dalgalandı benimkisi gibi..he he bana benziyor gittikçe:))
30 Aralık 2009 Çarşamba
sağlıklı, mutlu, bol kazançlı 2010 diliyorum hepimiz için..
güzel hediyeler olsun 
yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl bizlere kıtlu olsun..
yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl bizlere mutlu olsun...
bol gülmeli bir yıl olsun...
ev isteyene ev, bebek isteyene bebek, araba isteyene araba, para isteyene para getirsin 2010..
sağlığımız hep iyi olsun..
keyfimi hep yerinde olsun..
iyi yıllar..
kocaman kocaman öpüyorum
evrim
24 Aralık 2009 Perşembe
çokk işim var çokk

hemen yazıp kaçıyorum..bir sürü sınav kağıdım var, Singapurda toplantıyı makale göndermem lazım, öğrenci raporu okumam lazım, yılbaşı hediyeleri seçmem lazım..bütün bu işlerin arasında cumartesi misafirlerim olacak düzenlemeler yapmam lazım, Duru hanımın fotoğrafları makinede bekliyor bir türlü aktaramadım daha..
çam ağacımızı süsledik ama konsolun üstünde duruyor çünkü cimcime bütün süsleri söküp yere atıyor ışıklandırmanın minik lambalarını da ağzına sokuyor:) yürüyerek her yere gidiyor artık, biraz mızmız hep yanımda durmak istiyor, kavga dövüş oyunlarla yemek yiyiyor sinir oluyorum..dün perçemlerini kestim yine çünkü toka taktırmıyor saçına (bu da yeni çıktı) babası sinir olacak saçları görünce hiç istemiyor çünkü saçlrının kesilmesini nedense??!!!...bir küpe krizi yaşadık 2 gün önce yuttu sandık..neyse hastaneye gitmek üzereyken bulundu ama bir de bana sorun kaç yıl yaşlandığımı..haberler şimdilik bu kadar...sevgiyle sağlıkla kalın
22 Aralık 2009 Salı
bu adamı asmalı mı asmamalı mı?

Hindistan'da bir adamın "tedavi etmek" amacıyla küçük çocukların üstüne çıkarken çekilen fotoğraflarıdünyayı ayağa kaldırdı. Ülkenin doğusundaki Katihar'da yaşayan 50 yaşındaki Jamun Yadav isimli adamın, "şifalı" olduğunu iddia ettiği ayaklarıyla yere yatırdığı küçük çocukların üstüne basarak "tedavi etmeye" çalıştığıortaya çıktı.
Çocukların ebeveynlerinin bu tedavi yöntemimden sonradan haberdar olduğu ve adamı derhal polise şikayet ettikleri kaydedildi.
Olay sonrası tutuklanan Yadav, Tanrı adına konuştuğunu ve kendisini savunmaya ihtiyaç duymadığını belirtti (alıntı)
Çocukların ebeveynlerinin bu tedavi yöntemimden sonradan haberdar olduğu ve adamı derhal polise şikayet ettikleri kaydedildi.
Olay sonrası tutuklanan Yadav, Tanrı adına konuştuğunu ve kendisini savunmaya ihtiyaç duymadığını belirtti (alıntı)
bu adamı asmalı mı asmamalı mı?? soruyorum size arkadaşlar
16 Aralık 2009 Çarşamba
14 Aralık 2009 Pazartesi
bıldırcın yumurtası
Bin bir güçlükle dünyaya getirdiğiniz yavrularınıza her şeyin en iyisini ve en yararlısını vermek için uğraşırsınız. Hatta anneler bazen dedektif gibi bir bilim adamı edasıyla sürekli araştırırlar. Son yılların gözde yiyeceklerinin başında da hiç şüphesiz bıldırcın yumurtası gelmekte. Çocuk Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nedim Samancı, bıldırcın yumurtasının faydalarını anlatıyor. “Fosfor ve protein deposu”Eskiden bıldırcın yumurtası çok daha fazla önerilirdi. Ancak içindeki yüksek östrojen hormonundan dolayı artık bu haftada bir defaya indirildi. Çünkü bu yeterli oluyor. Haftada bir kez ve pişirilerek verilmesini tavsiye edilmektedir. Bir tavuk yumurtasının 5'de biri küçüklüğünde olan bıldırcın yumurtası fosfor ve protein açısından çok zengindir. Normal yumurtadan 5 kat fazla fosfor, 8 kat daha fazla protein var. Hatta içinde B1 ve B2 vitaminleri de yüksek oranda mevcuttur. Ancak içerdiği östrojen hormonu nedeniyle sadece haftada bir kez yedirilmesi gerekmektedir. Diğer yumurtalardan daha fazla, proteinlerin yapı taşı olan aminoasit içeren bıldırcın yumurtası, özellikle çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmekte. Pişirilme tekniğine de dikkat edilerek, fazlaya kaçmadan çocuklarınıza bıldırcın yumurtası vermemizde hiçbir sakınca yoktur.
“Çocukların bedensel ve zihinsel gelişimine yardımcı olur”Hayvansal proteinlerin, verdikleri yüksek enerjinin yanı sıra çocuklardaki bedensel gelişimin sağlıklı olarak gerçekleşmesine de yardımcı olmaktadır. Bıldırcın yumurtası çocukların bedensel ve zihinsel gelişimine yardımcı olan bir protein deposudur. Katı pişirilerek çocuklara belli bir düzen içinde verilmelidir. Çiğ yumurta yemek, normal yumurtada dahi büyük bir tehlikedir. Çiğ yumurtada bakteriler olabilir. Salmonella denilen tifoya neden olan bakteri, en çok çiğ süt ürünlerinde bulunur. Hatta bu bakteri çiğ yumurtanın kabuğundan bile içeri girebilir. Hatta geçen yıl kuş gribinde mutlaka yumurtaları sıcak suyla yıkayarak ve çok kaynatarak yiyin diye önerilerde bulunuyordu. Bu nedenle ne bıldırcın, ne de normal yumurtanın çiğ olarak yenilmesini doğru değildir.
bir şey istedim istediğime de pişman oldum..sağol gerek yok!
günlerdir kuaföre gitmem gerekiyor kaş-bıyık olayı..sabah evden çıkınca gittim bir iki kere kuaförde kızlar yoktu..öğle arası gideyim dedim, ya labaratuvarım vardı ya da mutlaka bir iş çıktı..akşam saatinde gitmek istedim bakıcımızın çıkışı 18:20 olduğu için geç kalıyordum gidemedim..hah işte yücel geldi akşam ben gelene kadar o ilgilenir duruyla dedim..aradı eve gidip uyuyacakmış..tamam, yalnız böyle böyle ben yarım saat geç gelicem ona göre sen uyanır mısın bakıcı gitmeden dedim..cevap:
-ben eve gitmesem uyumaya ne olacaktı
-uyanır mıyım bilmem
-iyi tamam 6 gibi uyanırım..(ses tonu da ona göre!!!)
pazarlığa bak ya..ben de insanım özel ihtiyaçlarım olabilir özel ihtiyacın yanında rutinlikte yarım saat olsun sapabilirim..çok mu şey istedim ya..bir eş olarak
peki gitmiyorum..dünyaya kaşların ardından bakar ve bıyıklarımı sıvazlayarak konuşurum artık sevgili koca! sen bilirsin!işe şakaya vuruyorum yoksa delireceğim artık..bardak taştı ve sular seller bastı her yanı artık
bebekte öfke nöbeti
yazıyı ilk okuduğumda bundan 2 ay önce bebekte de öfke, sinir olur mu hiç demiştim..ama oluyormuş! Duru mesela yemek yemek istemiyorsa ya da bir şeyi istiyor ve ben ona vermiyorsam ya eliyle kafasına vuruyor ya da saçlarını çekiyor aşağıya doğru..ilk gördüğümde gıcık oldum yapma duru diye tepki verdim ısrarla o yapmaya devam etti..doktorumuza sorduğumda ki ben bir psikoloğa götürecektim Duruyu bana çok güldü..bu tip öfke nöbetleri olacak..hiç dert etmeyin..üzerinde durmadan yapma kızım saçın acır başın acır diye 1 kez söyleyin ve hiç ilgilenmeyin sakinleştikten sonra yanlış bir şey yaptığını söyleyin ve ona sarılıp onu ne kadar çok sevdiğinizi söyleyin dedi..şimdi öyle yapıyorum 2 gündür bu hareketleri bıraktı..ama ilk başta bende acaba Duru delirdi mi?? gibi bir panik hali olmuştu..bir arada başlarım senin sinirine 13 aylık velet diye söyleniyordum:))
haftasonu AVMde oyuncakçı gezdik..tabii ki bu duruyla gezdiğim son oyuncakçı oldu ..kendisinde olmayan oyuncaklara ve bebeklere ayyy cici..derken..kendisinde olan bebekleri ve oyuncakları direkt sapından, bacağından sürükleyip alıyor..oyuncağın parçası mı kırıldı, bebek yerde mi sürünüyor umurunda değil ..elinden alınca da atıyor kendini yere!! vitrinin camını indirecek neredeyse plates topunu görünce nasıl vuruyor cama..sen ne biliyorsun da kendini yere atıyorsun sıpa!!!işte 2 ay önce okuduğum ve saçma bulduğum yazı aşağıda..doğruymuş!!yaşadım gördüm..yazı e-anne.com'dan alıntıdır:
Çocuğunuz olmadan önce alışveriş merkezinde kendini yerden yere atan bir çocuk gördüğünüzde ne düşünürdünüz? Dürüst olun, "Benim çocuğum olacaktı ki, şöyle bir…"
diye içinizden geçirmez miydiniz? Şimdi çocuğunuz var ve çaresiz hisseden sizsiniz. Derin bir nefes alın ve sakin olmaya çalışın.
Çocuklarda görülen huysuzluk nöbetleri 1-3 yaşları arasında oldukça sık yaşanan bir durumdur. Doğru davranıldığı zaman, çocuk 4-5 yaşına geldiğinde bu krizlerden kurtulmuş olursunuz.Sinir nöbetlerini önlemek, seyrekleştirmek ve daha kolay atlatmak için şu yöntemleri deneyebilirsiniz:Özellikle onunla dışarı çıkacağınız zamanlarda çocuğunuzun çok yorgun, uykusuz ve aç olmamasına dikkat edin. Aksilenmeye başladığını hissettiğinizde yatağına yatırın, bir süre uyumasını sağlayın. Uyumasa bile yatakta kitap okuyun, masal anlatın ve başını okşayarak sakinleştirmeye çalışın.Kurallarınızda tutarlı olun. Yeri göğü inlettiği bir zaman isteğini yaparsanız bunu asla unutmayacak ve yeniden kullanacaktır. İstediğini elde edemezse, ağlayıp bağırmanın faydasız olduğunu er geç anlar.Kurallara uyma konusunda eşlerin ve bebeğe bakan herkesin aynı tutarlılıkta olmasının MUTLAKA gerekli olduğunu hatırlatalım.Çocuğunuzda bir şey istediğinizde önce yumuşak bir tarzda isteyin. "Çabuk buraya gel, şunları topla!" dan önce "Oyuncakları toplamak için bana yardım eder misin?" cümlesini deneyin. Bu tarz konuşmayı alışkanlık haline getirmeye çalışın.Rüşvet vermeyin. Zamanında yattığı veya markette uslu durduğu için ona oyuncak almayın. Yapması gereken herşey için ödül beklemeye başlar. Kurallara uymayı öğrenmesi gerekir. Sinir krizinin ardından mutlaka ona sarılıp ne kadar sevildiğini gösterin.Nöbetin sebebi anlamaya çalışın. Çocuğunuz kendine zarar vermediği sürece bir süre ilgisizmiş gibi davranın ama sakın gözünüzü üstünden ayırmayın. Onu bırakıp gittiğinizi düşünmesin, böyle bir tavır daha büyük sorunlara neden olur.Onu susturmak için sakın bağırmayın. Böyle yaparsanız onu daha çok üzersiniz. Çocuk birdenbire sakinleşemeyebilir. Biraz yalnız kalarak onu sakinleştirmeye çalışın, çok hızlı nefes almaya başladıysa, bağırmaktan ağlamaktan katıldıysa su içirin.Çocuklar bazan dikkat çekmek istedikleri için bu tip nöbetlere girerler. Zamanınızın ne kadarını onunla geçirdiğinizi düşünün. Siz TV seyrederken, ev işi yaparken veya telefonda konuşurken size söylemek isteyip de araya giremediği durumlar karşısında yaygarayı kopartmış olabilir. Sakinleştikten sonra ona zaman ayırıp dinleyin.Dışarıda kalabalık bir ortamdaysanız, mümkünse çocuğunuzla birlikte uzaklaşın. Arabaya ya da tuvalete götürüp sakinleşene kadar bekleyin.Çocuk bu krizler sırasında nefesini tutuyorsa, baygınlık geçirir gibi oluyorsa, kusuyorsa, kendine veya başkalarına zarar veriyorsa ve eşyaları kırıp döküyorsa bir uzmanla görüşmekte yarar var.
diye içinizden geçirmez miydiniz? Şimdi çocuğunuz var ve çaresiz hisseden sizsiniz. Derin bir nefes alın ve sakin olmaya çalışın.
Çocuklarda görülen huysuzluk nöbetleri 1-3 yaşları arasında oldukça sık yaşanan bir durumdur. Doğru davranıldığı zaman, çocuk 4-5 yaşına geldiğinde bu krizlerden kurtulmuş olursunuz.Sinir nöbetlerini önlemek, seyrekleştirmek ve daha kolay atlatmak için şu yöntemleri deneyebilirsiniz:Özellikle onunla dışarı çıkacağınız zamanlarda çocuğunuzun çok yorgun, uykusuz ve aç olmamasına dikkat edin. Aksilenmeye başladığını hissettiğinizde yatağına yatırın, bir süre uyumasını sağlayın. Uyumasa bile yatakta kitap okuyun, masal anlatın ve başını okşayarak sakinleştirmeye çalışın.Kurallarınızda tutarlı olun. Yeri göğü inlettiği bir zaman isteğini yaparsanız bunu asla unutmayacak ve yeniden kullanacaktır. İstediğini elde edemezse, ağlayıp bağırmanın faydasız olduğunu er geç anlar.Kurallara uyma konusunda eşlerin ve bebeğe bakan herkesin aynı tutarlılıkta olmasının MUTLAKA gerekli olduğunu hatırlatalım.Çocuğunuzda bir şey istediğinizde önce yumuşak bir tarzda isteyin. "Çabuk buraya gel, şunları topla!" dan önce "Oyuncakları toplamak için bana yardım eder misin?" cümlesini deneyin. Bu tarz konuşmayı alışkanlık haline getirmeye çalışın.Rüşvet vermeyin. Zamanında yattığı veya markette uslu durduğu için ona oyuncak almayın. Yapması gereken herşey için ödül beklemeye başlar. Kurallara uymayı öğrenmesi gerekir. Sinir krizinin ardından mutlaka ona sarılıp ne kadar sevildiğini gösterin.Nöbetin sebebi anlamaya çalışın. Çocuğunuz kendine zarar vermediği sürece bir süre ilgisizmiş gibi davranın ama sakın gözünüzü üstünden ayırmayın. Onu bırakıp gittiğinizi düşünmesin, böyle bir tavır daha büyük sorunlara neden olur.Onu susturmak için sakın bağırmayın. Böyle yaparsanız onu daha çok üzersiniz. Çocuk birdenbire sakinleşemeyebilir. Biraz yalnız kalarak onu sakinleştirmeye çalışın, çok hızlı nefes almaya başladıysa, bağırmaktan ağlamaktan katıldıysa su içirin.Çocuklar bazan dikkat çekmek istedikleri için bu tip nöbetlere girerler. Zamanınızın ne kadarını onunla geçirdiğinizi düşünün. Siz TV seyrederken, ev işi yaparken veya telefonda konuşurken size söylemek isteyip de araya giremediği durumlar karşısında yaygarayı kopartmış olabilir. Sakinleştikten sonra ona zaman ayırıp dinleyin.Dışarıda kalabalık bir ortamdaysanız, mümkünse çocuğunuzla birlikte uzaklaşın. Arabaya ya da tuvalete götürüp sakinleşene kadar bekleyin.Çocuk bu krizler sırasında nefesini tutuyorsa, baygınlık geçirir gibi oluyorsa, kusuyorsa, kendine veya başkalarına zarar veriyorsa ve eşyaları kırıp döküyorsa bir uzmanla görüşmekte yarar var.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




