zaman o kadar çabuk akıp gidiyor ki..durduramıyorum..kuzu her gün değişiyor..her gün yeni birşeyler öğreniyor..gıdıklanıyor, gülüyor, şımarıyor, özlüyor, korkuyor, heyecanlanıyor..dedesiyle süper anlaşıyor..bir cilveler bir cilveler..yemeklerini maşallah pek güzel yiyiyor..yavaş yavaş destkle oturuyor...kuzum seni her an çok özlüyorum..yaşama sebebim oldun..seni çok seviyorum
23 Mart 2009 Pazartesi
6 Mart 2009 Cuma
kahvaltı, çorba...
evet evet..cimcime artık kahvaltı yapıyor:) 3 bebe bisküvisi, pekmez, yağsız peynir, organik meyve suyu, yumurta sarısı..hepsini de bitiriyormuş..muş diyorum çünkü haftaiçi annem yapıp yedirdiği için ben daha görmedim umarım yarın ben de yedirebilirim..öğleden sonra çorba içiyormuş..sebze değişimi (kabak, ıspanak, kereviz, havuç, patates.., pirinç, kıyma, zeytin yağı ve çok çok az tuz)..bir kaç kaşık su içiyormuş ama şişe suyu, damacana olmazmış(bunlar doktorumuzun önerileri), akşamüstü meyve püresi, yoğurt, akşam da aptamil 2 yiyiyor artık..önlükleri artık tam olarak kirleniyor..güzel çorba tarifleriniz varsa beklerim..tuvaletini de maşallah diyeyim, çok rahat yapıyor!! canım kızım keşke ilk kahvaltını ben yedirebilseydim..bazen o kadar sinir oluyorum ki çalışmak zorunda olmama..bak belki bu hafta loto bize çıkar:))))ama gözüm arkada kalmadan anneannene bırakabiliyorum...annecim allah sana sağlık huzur ve mutluluk versin sen de kızıma:)))
bu arada karma 2. doz ile pnömokok aşıları yapıldı duruya..pnömokok ateş yaptı..ilk ateşle savaşımızda başarıyla çıktım..gece iki buçukta 38.1 ile ateşi alıp sabah beş buçukta 36.7 ile uyuttum kuzumu..calpol 2 saat geçmesine rağmen düşürmeyince sirkeli su kompres yaptım..bu arada eşimde yanımızda uyuyarak bana yardımcı oldu..neyse ki atlattık..şimdi keyfi yerinde..yabancılamna denileen durum başladı tanımadığı ya da unuttuğu insanların kucağında çok ağlıyor..ses tonuna çok dikkat ediyor..sevgi dolu yumuşak sesleri seviyor..şimdilik haberler bu kadar
herkese sevgiler
27 Şubat 2009 Cuma
22 Şubat 2009 Pazar
ANNE OLMASAYDIM EĞER
Topuksuz ayakkabılarla da şık olunabileceğini bilmeyecektim.
Hamileliğim esnasında 80'li kilolara kadar çıkıp kendi çapımda ilk defa bir alanda rekorumu kıramayacaktım.
O küçücük ellerle renkli kartonlardan yapılmış bir kâğıt parçasının bu kadar değerli olabileceğini öğrenemeyecektim.
Kan yapsın diye danadili haşlayıp üzerine yumurta kırıp ağzının tadına da uysun diye çikolatalı pudingle karıştırmak gibi yaratıcılığın sınırlarını zorlayan tarifler keşfedemeyecektim hiç.
Su almak için elimde kumanda ile buzdolabını açtığımda kumandayı buzdolabına koyacak kadar ya da evden çıkarken telsiz telefonu çantama atacak kadar kendimden geçmeyecektim.
Birinin canı yandığında ötekinin bu acıyı hissedebilmesinin sadece ikiz kardeşlerde olduğunu sanacaktım.
Sabahın köründe gözü kapalı mutfağa kadar gidip, süt ısıtıp yine gözü kapalı dönme yeteneğini kazanamayacaktım.
Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak için insanüstü bir uğraşa asla girmeyecektim.Bir insanın gaz çıkarması beni bu kadar mutlu edemeyecekti.
Büyüdüğünde arkadaşlarınla birlikte partilerde Süper Anne olarak eğlenmeyi hayal edemeyecektim.
Babanla belki daha az kavga edecek ama sevginin evlat denilen başka bir boyutuna giremeyecektik.
Sevginin böylesine karşılıksız olanını hiç tadamayacaktım..
Telaşsız sevişmenin hayalini kuramayacaktım.
Annemi bu kadar çok sevdiğimi anlamayacaktım.
Annesinden zorla ayırdılar diye 'Uçan Fil Dumbo!' çizgi filminde böğürerek ağlamayacaktım. Geceleri kesintisiz uyuyacak, hafta sonunda sabahları istediğim saatte kalkacaktım ama uyandığımda yanağıma konmuş minik ellerin sıcaklığı ısıtmayacaktı yüreğimi.
Çantamda sürekli bisküvi, ıslak mendil, bir adet oyuncak, düşer bir yerin kanar diye ayıcıklı yara bandı taşımayacaktım.
Acıyı geçiren öpücüğün gücüne inanmayacaktım.38,5 derece ateş beni de yakıp kavurmayacaktı.
Yağmur sonrası çamurlu sularda zıplamanın keyfine varamayacak, sen bir lokma daha fazla yiyesin diye kalabalığın ortasında kafamda peçete dansı yapmayacaktım.
Sen olmasaydın eğer yaşamın karmaşıklığını unutup tekrar basit yaşamayı öğrenemeyecektim.
Sen olmasaydın eğer ben asla 'anne' olmayacaktım.
Bir çocuk doğduğu anda, bir anne doğarmış... Bu lafın doğruluğuna inanmayacaktım
sanırım Duru büyüyor
1. sürekli bir çığlık atma hali..
2. sabah gözünü açar açmaz beni gördü ve annee dedi(vallahi..)
3. elme-şeftali karışım püreyi sevmiyor
4. elma püresini sade seviyor
5. muhallebi seviyor
6. tarhana çorbası seviyor
7. tanıdığı insanlara gülümsüyor
8. tanımadıklarına bakıyır bakıyor ve dudağını büküp ağlamaya başlıyor
9. oyuncağı bir elinden diğerine geçiriyor
10. oyuncak düşünce alıyor
sanırım kızım büyüyor
10 Şubat 2009 Salı
çok uzun zaman oldu
3 haftadır yazamıyorum..malum işe başladım..her sabah kalk kuzu uyurken ya da gülücükler saçarken giydir, doğru anneanneye götür oradan okula(işe)...günde 5 defa ara, akşam 16:30-17:00 civarı çık anneanneye git duruyu al eve gel, duru mama yesin, uyusun, yemek hazırla(genelde ısıt), yemek ye kocayla, koca da yemekten sonra duruyla kestirsin, bulaşıkları makinaya koy, ütü varsa yap yoksa çamaşır varsa makinaya at, ertesi gün giyilecekleri hazırla, duru ve babası uynansın onlar oynarken evrim ertesi günün yemeğini yapsın..sonra duru ile boğuşmalar, sarılmalar, koklaşmalar, sohbetler ,şarkı söyleme, masal okuma, gıdıklama...tekrar mama saati..sonra mzıldamalar vıyaklamalar..çoğunlukla babası tarafından durunun uyutulması ve evrimin de koltukta sızması...günler böyle geçiyor..haftasonunu iple çekiyorum kızımla daha çok vakit geçirebilmek için haftasonuna hiç iş bırakmamaya çalışıyorum..
duru hergün yenibir şeyler öğreniyor..ve beni güldürmeye devam ediyor..:):)..ağzını açmadan konuşma huyu çıktı..sürekli garip sesler çıkarıyor..ana kucağından poposunu attıra attıra kayarak koltuğa inmişti dün..ana kucağı üstüne kapaklanacaktı neredeyse..öğrendik ki artık bağlamalıyız duruyu ve kesinlikle ana kucağı hep yerde olmalı..sırt üstü yatarken dönerke yüzüstü konumuna geliyor artık..elllerimiz sürekli ağzımızda..dişleri kaşındığı için ne bulsa ağzına götürüyor..hırsla sıkıyor ağzında..geri çekilerek kucağımda yüzüme bakıyor dikkatle..artık gerçekten tanıyor beni..canı ne isterse yaptırıyor..biraz inatçı galiba..canım benim bebişim..gözümün nuru...
23 Ocak 2009 Cuma
izin bitti
evet pazartesi işe başlıyorum...gerçekten de yazarken bile burnumun direği sızlıyor..ağlayabilirim..ben nasıl bırakacağım kuzumu??..herkes nasıl bıraktıysa cevapları geliyor kulağıma..ama nasıl bırakacağım..ya unutursa beni..ya küserse..canım benim..ne şaklabanlıklar yapıyor anlatamam..gıdıklanmaya başladı..hoppacık diye kollarımızda havalandırdığımızda gülücükler saçıyor..çok çok tatlı oldu bu kız ya..şimdiden kendi tercihlerini yapmaya başladı..babamın kardeşime getirdiği 17 senelik bir domuzcuk vardı..bütün yeni oyuncakları renkli sesli şeyleri bir kenara itip toz pembe kocaman gözlü elbiseli bu oyuncakla oynuyor..sürekli sesler agular gugular gıgılar yapıyor oyuncağa..uzaktan seçiyor onu..neyse konu işe dönmemden kaydı biraz..bence yasal iznimiz ücretli 2 sene olmalı sizce???
20 Ocak 2009 Salı
kuzu 83 günlük ve cadı olmaya başladı
şöyleki saçlara yapışıyor..kopartana kadar bırakmıyor..
çığlıklar atıyor..
temiz beze kaka yapmaya bayılıyor..
eğer elbisesi çok yakışmışsa mutlaka ya kusuyor ya kakalıyor..
ayaklarını gerip kesinlikle bükmeyerek yatırmamıza engel oluyor..
kucağa alınmak istiyor sürekli ve yattığı yerden mart kedisi gibi bağırıyor..
açlığa hiç dayanamıyor işte o zaman ağlıyor
14 Ocak 2009 Çarşamba
8 Ocak 2009 Perşembe
4 Ocak 2009 Pazar
29 Aralık 2008 Pazartesi
2. ay aşılarımız
doğduğu gün yapılan hepatit ilk dozu, 1. ay sonunda yapılan hepatit 2. ay dozu ve bugün yapılan verem, 5'li karma ve pnömokok aşıları ile bağışıklanmaya devam ediyoruz..3 aşı birden oldu bugün duru..ağızdn rotavirüs aşısını da 3. ay sonunda olacak..ateşi çıkabilirmiş bugün..ilacımız da hazır..pek tatlı oldu kızım aşıları yiyince..çok da ağlamadı zaten:))
28 Aralık 2008 Pazar
eskişehir kar altında
her yer bembeyaz..sanırım çok da soğuk...kar tüm çirkinliklerin üstünü örttü diye düşünürüm..karın erimesi ile de kötülükler çirkinlikler onlar beraber eriyip gider..evet evet gerçekten böyle oluyor..o yüzden bahar güzel geliyor herkese..dışarıda yağan lapa lapa karı izlemek elinde bir fincan kahve ile en sevdiğim şeydir..yarın aşı günümüz nasıl gidicez sağlık ocağına bilmem umarım kar erirde zorlanmayız..şu an araba otoparktan mümkün değil çıkamaz çünkü!! seneye bu zamanlar duru kar oynayabilir mi acaba? anlar mı ne olduğunu? ben çok severim kardan adam yapmayı, kızıma da öğreticem seneye inşallah..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)